Özgüven denince çoğu kişinin aklına büyük başarılar gelir. Alkışlar, görünür sonuçlar, “başardım” denilen anlar… Oysa özgüven çoğu zaman böyle gürültülü gelmez. Sessizce oluşur. Kimse fark etmeden, hatta bazen sen bile tam olarak neyin değiştiğini anlamadan.
İşte üretmek, özgüveni tam da bu sessiz yerden besler.
Üretmek Büyük Şeyler Yapmak Değildir
Üretmek denince gözünde hemen büyük projeler canlanıyorsa, dur. Üretmek illa uzun yazılar yazmak, saatlerce çalışmak, ortaya “harika” bir şey koymak değildir.
Bazen sadece:
- Bir düşünceyi paylaşmak
- Bir canlı yayında birkaç cümle kurmak
- Birine mesajla cevap vermek
- Bir konuda fikrini yazmak
Bunlar küçük gibi görünür ama hepsi üretimdir. Ve bu küçük üretimler, insanın kendine bakışını yavaş yavaş değiştirir.
Özgüven Nasıl Sessizce Artar?
Ürettiğinde kimse seni alkışlamayabilir. Kimse “ne kadar iyisin” demeyebilir. Ama sen şunu fark etmeye başlarsın:
“Ben yapabiliyorum.”
Bu cümle yüksek sesle söylenmez. İçeride oluşur. Bir canlı yayını açıp kapattıktan sonra… Bir mesajlaşmayı yönettikten sonra… Bir sohbeti devam ettirebildiğini gördüğünde…
Özgüven tam olarak burada büyür.
Çünkü özgüven, başkalarının seni onaylamasıyla değil; kendinin kendine güvenmeye başlamasıyla oluşur.
Üretmek = Görünür Olmak Değil, Var Olmak
Birçok kişi “görünür olmaktan” korkar. Bu korku çoğu zaman mantıklı bir nedene dayanmaz ama çok güçlü hissedilir. Canlı yayın açmak, yazmak, mesajlaşmak… Dışarıdan bakıldığında basit gibi duran bu şeyler, iş kendimize gelince ürkütücü olabilir. “Ya yanlış bir şey söylersem?”, “Ya kimse gelmezse?”, “Ya yeterince iyi değilsem?” gibi düşünceler hemen devreye girer.
Ama burada fark edilmesi gereken çok önemli bir nokta var: Üretmek her zaman kalabalıkların önüne çıkmak değildir. Üretmek, sahneye çıkmak demek değildir. Alkış almak, beğeni toplamak ya da çok kişiye hitap etmek zorunda da değildir.
Bazen üretmek şudur:
3 kişilik bir canlı yayın açmak.
Yayında sadece birkaç cümle kurmak.
Birkaç mesaj yazmak.
Küçük bir sohbeti başlatmak ya da sürdürmek.
Bunlar dışarıdan “küçük” görünebilir. Ama içeride çok büyük bir şey olur. Çünkü o an, kişi kendine şunu söyler: “Ben buradayım.” Saklanmadan, kaçmadan, mükemmel olmaya çalışmadan…
Bu tür küçük üretimler, görünür olma korkusunu yavaş yavaş yumuşatır. İnsan bir anda cesur olmaz. Ama küçük adımlarla alışır. Önce üç kişi, sonra beş, sonra belki biraz daha fazla… Ya da hiç artmaz, ama mesele bu da değildir zaten. Mesele, o alanın senin tarafından doldurulmasıdır.
İnsan kendini var hissettikçe, özgüveni güçlenir. Çünkü özgüven, başkalarının kaç kişi olduğuyla değil; senin kendini ne kadar ciddiye aldığınla ilgilidir. Bir sohbeti sürdürebildiğini görmek, bir yayını açıp kapatabilmek, birkaç mesajla bir bağ kurabildiğini fark etmek… Bunlar “ben yapabiliyorum” duygusunu besler.
Bu yüzden görünür olmak, büyük bir sıçrama olmak zorunda değildir. Küçük ama gerçek bir adım yeterlidir. Kimsenin fark etmediği bir üretim bile, senin için çok şey değiştirir. Çünkü o anda kendini yok saymamış olursun. Kendine bir alan açmış olursun.
Ve özgüven tam olarak burada büyür. Gürültüyle değil. Sessizce. Ama sağlam bir yerden.
Canlı Yayın ve Mesajlaşmanın Gücü
Canlı yayınlar ve mesajlaşma, üretmeye başlamak için en yumuşak alanlardan biridir. Çünkü mükemmel olmanı beklemez. Sen olduğun halinle gelirsin.
Canlı yayında:
- Duraksayabilirsin
- Ne söyleyeceğini unutabilirsin
- Gülüp geçebilirsin
Mesajlaşmada:
- Düşünerek yazarsın
- Kendi ritminde cevap verirsin
- Acele etmek zorunda kalmazsın
Bu alanlar, “kusursuz olmalıyım” baskısını azaltır. Baskı azaldıkça üretmek kolaylaşır. Üretim kolaylaştıkça özgüven kendiliğinden artar.
Kendini Sürekli Erteleyenler İçin Neden Etkili?
Kendini erteleyen insanlar genelde şunu hisseder: “Yeterli değilim.”
Üretmeye başlayan insanlar ise zamanla şunu demeye başlar: “Yeterliyim.”
Canlı yayın açmak ya da mesajlaşmak, “bir gün yaparım” dediğin şeyleri bugüne çeker. Küçük ama gerçek adımlar atarsın. Ve her küçük adım, özgüvene sessiz bir tuğla ekler.
Sonuç: Özgüven Gürültüyle Gelmez
Üretmenin özgüven üzerindeki etkisi sessizdir ama kalıcıdır. Kimse fark etmese bile sen fark edersin. Bir şeyleri yapabildiğini görmek, insanın içini toparlar.
Canlı yayın açmak zorunda değilsin.
Mesajlaşmayı mükemmel yapmak zorunda değilsin.
Sadece başlamak yeterli.
Bir yayını açıp kapatmak.
Birkaç mesaj yazmak.
Bir sohbeti sürdürmek.
İşte özgüven tam da burada büyür. Sessizce. Ama sağlam şekilde.